kaşmir,kurutemizleme,yıkama,ütü
Dekorasyon Mimarlık Tasarım
Yazı Detayı
08 Şubat 2021 - Pazartesi 17:45
 
BOĞAZİÇİ’ndeki, derin oyun !.
Talip KOÇ
gazelmedya@hotmail.com
 
 

Türkiye’ de siyaseten uzun süre muhalefette kalmanın verdiği gerginlik, muhalefetin psikolojik ve ruhsal yapısını bozmaya başladığını görüyoruz. “ Neden bu vatandaş bize oy vermiyor?. ” sorusunu kendilerine sorması gerekenler, bu cesareti gösteremedikleri için, eski hastalıkları maalesef tekrar nüks etmeye başlamıştır. Geçmişten beri bagajlarında taşıyarak getirdikleri bir gelenek olan “ Halka tepeden bakma” hastalığı ile halkı suçlamaya ve ümit bağladıkları bazı mahfillere, tekrar selam göndermeye başladılar. Maalesef bu hastalık nöbeti, belirtiler göstermiş, hatta daha da azdığını görüyoruz. ”Bize oy vermeyenlere, “ Anlaşılan biz hala onlara ulaşamamışız. ” diyerek kendilerini suçlayacakları yerde hala, “ Bize oy vermeyen, bizi tanımayanlar, aptaldır. ” diyerek halka hakeret etmeye başladılar.

 

Yıllarca kendilerine toz konduramayan belli bir zümre; “ Yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali ” her şeyi biz biliriz, ev sahibi biziz kabilinden, çevreden gelerek yönetim kademelerinde yer alan, köylü çocuklarını, dedeleri şehit, anneleri baş örtülü, inançlı ve mütedeyyin Anadolu çocuklarının iktidarını, maalesef en  baştan itibaren bu kesim bir türlü hazmedemedikleri gibi, hazm edecekleri gibide görünmüyorlar. Peki bunların yanlışları yok muydu?. Hiç kuşkusuz vardı. Bunlar, iktidarı istiyorum çünkü, “Ben senden daha iyisini yaparım, işte alternatif projelerim bunlar. ” diyerek halka projeler sunma ve halktan beğeni alma yerine, yıllardan beri sadece iktidar tarafından yapılan veya yapılacak hatalara göz dikerek medet ummaya başlandılar.

 

1980 öncesi, yani devlet yönetiminin sokaktan idare edildiği dönemlerde, öğrencilerin bazen keyfi yaptıkları boykotlarla tatil edilen okullar ve çalışanların yaptığı keyfi grevlerle kapatılan iş yerleri furyasını tekrar hortlatmaya heveslenen ve geçmişte de defaaten seyredilen bu filmler, tekrar gösterime girilmesi için gayret edildiğini düşünüyorum. Yönetime gelemeyen beceriksiz siyasi parti yöneticilerinden ümidini kesen kimi mahfiller, perde arkasında muhalefet ile birlikte halkı teşvik ederek muhalefetin yapamadığını halka yaptırmaya ve yeniden devleti sokaktan idare etme hevesine yöneldiklerini görüşürüz. Ancak şunu da unutmasınlar ki, bu halk eski Türkiye’nin miras bıraktığı halk olmadığı gibi, bugünkü şartlarda o günün şartları asla değildir.

 

Azınlıklar için kurulan Boğaziçi ve ODTÜ gibi üniversitelere gariban anadolu çocukları yerleşince, kendilerince Kale gibi gördükleri bu kurumları kaybetme endişesiyle kendi mülkleri gibi davranmaya ve sahiplenmeye başladılar. Zira yıllarca öğrenciler merkezi sistemle okullara yerleştirilmeye başlanınca, bu defa yönetim kadroları işe alımlarda kendilerinden olmayan araştırma görevlisi ve öğretim elemanını almamaya başlandı. Dışarıdan atanan biri, olası bir sistem değişikliği kuşkusuyla bunu baştan önlemek adına, kendilerinden olmayanı haliyle hazmedemediler. Kısaca, sonucu tahmin ederek daha baştan önlem alma gayretine girdiler. Yasal yollarla gelmiş, akademik kariyeri düzgün ve üsttelik akademik kariyerine Boğaziçi’nde başlamış birini,  “ İSTEMİYORUZ ” diyerek, bugün yeni bir GEZİ hevesi beklentisi içinde olanlar, hiç kuşkusuz umduklarını bulamayacaklardır. Korkunun ecele faydası da olmayacaktır.

 

Gezi olaylarında Başbakanlık önünde canlı olarak yayınlanarak sıralanan talepleri,  herkes hatırlıyor sanırım. Bugün de yapılması istenenlere bakıldığında da tamamen yasal olmayan, “ Biz İstemiyoruz, o zaman bu kararı geri alın” şeklinde tekerrür etmeye başladı. Yarın bu talepler; “ Bu VALİ yi de istemiyorum, bu KAYMAKAMI da istemiyorum, hasılı senin atadığın hiç kimseyi istemiyorum” şekline de dönüşebilir. 


Dolayısıyla, bugün Boğaziçi üniversitesinde olanlara kesinlikle taviz  verilmemesi, ülkemizin selameti ve huzuru açısından oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.


Selam ve saygılarımla. 

 
Etiketler: BOĞAZİÇİ’ndeki,, derin, oyun, !., ,
Yorumlar
Haber Yazılımı